Kategori | Sağlık

Asansör korkusu nedir? Asansör korkusu nasıl yenilir?

Korku hissi olmayan insan yoktur. Çocuklukta çoğumuz odada yalnız kalmaktan veya bir odadan diğerine geçmekten korkmuştur. Fakat zamanla geçmeyen korkular da var ki, insan bazen ömrünün sonuna kadar bu korkudan kurtulamaz. Böyle korkular arasında kapalı mekan korkuları daha çok görülmektedir.

-- Sponsorlu Bağlantılar --


Bazı insanlar, özellikle kadınlar,  asansörde kalmaktan çok korkuyorlar. Kapalı, dar, havasız mekân olan asansörler çoğunluk için tereddüt hissi yaşatıyor. Böyle korkuların normal düzeyde olması doğaldır, fakat korkular aşırılaştıktan sonra artık durum ciddileşiyor.

Kapalı mekânlardan korkmaya klostrofobi denir.  Klostrofobi insanlar arasında yaygın bir fobidir. Kapalı mekânlardan korkan insanlara klostrofobikler denir. Bugün her 3 insandan 2’si  bu fobiden mustarip. Kapalı ve penceresi olmayan mekânlarda nefes darlığı, panik yaşayan insanlar çoktur. Kapalı mekânlarda yaşanan korkunun birkaç nedeni var. Bu temelde genetik olarak gelen bir dur. Aile üyelerinde, yakın akrabalarda olan kapalı mekân korkusu genle geçebiliyor. İnsan hiçbir travma almamış olsa da kapalı mekanlardan korkabilir. Fakat bu korkuyu sadece genlerle ilişkilendirmek doğru değildir.

Psikolog Emil Behrudin’e göre, insanların olgun yaşta karşılaştığı tüm olumsuz durumların kökeninde çocukluk zamanlarında alınan travmalar mevcuttur. İster manevi, ister fiziksel olan bu travmalar zamanla unutulduğu hissini verse de, hayatın ilerleyen zamanlarında kişi için sorun yaratabilir. İşte klostrofobi de böyle korkulardandır. Korkunun temelinde çocuk yaşlarında ebeveynlerin çocuklarını kapalı mekânlarda ceza amacı ile saklaması yatıyor: “Korkutulmak, cezalandırılmak için kapalı ve karanlık bir yere kapatılan çocuğun hafızasında bu mekân ebediyen yer ediyor ve böylece çocuk büyüdükten sonra kapalı mekânlardan korkup çekiniyor, bir türlü uyum sağlayamıyor. Mekânın sorunsuz olduğunun farkında olsalar bile, nefes daralmaları, boğulmalar ortaya çıkıyor, mekanda hava bitecek ve havasız kalacak gibi düşünceler kişiyi rahat bırakmıyor. Çocuk yaşlarında ebeveynlerinin verdiği küçük bir ceza ömür boyu insanda damga gibi kalır ve bu damgadan kurtulmak her insan için kolay olmuyor “.

Klostrofobinin yaşı yoktur. Her yaşta kişilerin karşı karşıya kalabilecekleri bir durum olabilir. Özellikle insanlar kapalı mekânlar içinden asansörü birinci mekân olarak görüyorlar. Asansör bu insanlar için kabri hatırlatıyor ve onlar bu mekândan bir daha çıkamayacakları hissine kapılıyorlar. Bu korku kadınlarda erkeklere oranla daha çok oluyor, ama hiçbir insan bu fobiden sigortalı değildir. Asansörler kapalı, dar olduklarından dolayı insanlar daha çok asansörlerden uzak durmaya çalışırlar. Hatta fobisi olmayan insanlar bile asansörde kalmaktan korkuyorlar. Bu kendisi de fobinin ilk aşamasıdır. Böyle insanlara karşı davranış terapileri uygulamak gerekir. Kişiyi korkuları ile yüzleştirmek ve bu sırada onun yanında olup onu tehlikeden koruduğunuzu göstermek gerekir. Korkuları ile yüzleşen insan asansör ve bu gibi kapalı mekân korkularından zamanla kurtarılabilir. Çoğu asansörler aynalı olmaktadır, böyle asansörler kısmen korkuyu azaltmış olur.

Psikologlara göre, fobisi olan insanlar hislerine göre sıradan insanlardan kesinlikle farklıdırlar. “Asansörden korkuyorum” diyen insanla asansörden gerçekten korkan insanın korkuları arasında belirgin fark oluyor: ” Klostrofobisi olan insanların kapalı mekânlara girdiklerinde hissettikleri ilk his boğulma hissi oluyor. Duvarların üstüne gelmesi, kalbin şiddetle çarpası, terleme,  baş dönmesi bu fobinin temel göstergeleridir. İnsandan insana fark olduğu gibi semptomlar da farklı olabiliyor. Kapalı mekânlarda karşılaşılan bu durumları gidermek için belli terapiler var. Eğer bu terapiler işe yaramazsa, o zaman ilaçlarla müdahale ediliyor. Böyle ilaçlar sakinleştirici ve anti depresan ilaçlar oluyor. Tabii ki, kullanımı kendiliğinden olmaz, doktor tarafından önerilir. ”

Asansör dışında metroda büyük korku kaynağıdır. Metroda oluşan arıza nedeniyle tünelde kalan insanlar havasızlıktan korkar, asla tünelden çıkamayacakmış gibi hisse kapılırlar. Bu da onların paniğe girmelerine ve daha gergin olmalarına neden oluyor. Fobi krizleri belli bir durum, mekân, nesne, olaylara bakılmaksızın rasyonel bir tepkidir.

Eğer bu belirtiler çok ağır değilse insan kendisi kendini bir bakıma eğitebilir. Kapalı mekânlara girip saatlerce korkuyu yenmek amacıyla orada kalmak bu korkunun daha da derinleşmesine neden olur. Aksine, insan kendi kendine telkin etmelidir ki, böyle mekânlar korkusuzdur ve burada kalmak insan için güvenlidir. En iyisi ise yanınızdaki insanlardan destek almaktır. Bazen insanlar onlarda olan bu korku hislerini diğer insanlarla paylaşmaktan çekinirler, oysa bu sorunu yaşayan onlarca insan var. Tek başına mücadele bazen daha zor oluyor, sadece bu durumu önceleri yaşamış birinden destek alarak mücadele edilebilir. Bu fobi da dahil insanlar mümkün olduğunca hislerini çevrelerindeki güvendikleri insanlarla paylaşmalıdırlar.

E.Behrudin’in dediğine göre, kapalı mekânlara çocukluk yaşlarından alıştırmak gerekir. Çocuğun tek yatmasına ortam yaratmak, ona asansöre girildiği zaman “korkma-korkma” dememek gerekir. Korku hissi veren tüm mekânlarda ebeveyn oldukça soğukkanlı olmalıdır ki, çocuklar da ebeveynin örnek alsın.

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Kategoriler

Arşivler