Kategori | Sağlık

Aşk Nedir?

Aşkla ilgili uzun yıllardır yapılan araştırmalar, aşk ilişkisinin yeterince devam etmesi durumunda, er ya da geç biteceğini göstermiştir. Aşkı oluşturan heyecan, coşku ve kendinden geçme, zamanla yerini daha kalıcı bir sevgiye bırakabilir. Bu durumu çiftler evlilik veya beraberliğe çevirememişlerse, aşk biter ve çiftler ayrılırlar.ask-nedir

-- Sponsorlu Bağlantılar --


AŞIK OLMAK VE SONA ERMESİNİN KAÇINILMAZLIĞI

Bu durumu psikolojik olarak inceleyelim. Bunun için BEBEĞİN gelişimindeki BENLİK SINIRLARI ndan başlayalım.

Yeni doğmuş bir bebek önceleri kendisini annesinin bir uzantısı olarak algılar. Kendi ile kendi dışındaki dünyayı ayıramaz. Kollarını oynattığında tüm çevresi de hareket eder, acıkınca tüm çevresi de açtır, anne kıpırdarsa kendi de kıpırdadı sanır. Annenin konuşan, ninni söyleyen sesi kendi sesidir. Bu sesi kendinin çıkarmadığını bilemez. Canlı – cansız ayırımı yoktur. Sınırlar ve ayrılıklar yoktur. Ben kimliği ve şeması çizilmemiştir. Algısında anneyle hareket eden bir uzantıdır.

Zamanla çocuk anneden ve çevresinde gördüklerinden ayrı bir varlık olduğunu anlamaya başlar. Acıkır ama anne o anda gelip onu beslemeyebilir. Canı oyun ister, anne onla oynamaz. Çocuk artık her istediğinde anneyi harekete geçiremediğini fark eder. Onun iradesi ile annenin davranışlarının ayrı şeyler olduğunu anlar ve bebekte BEN duygusu gelişmeye başlar.

Bebekle anne arasındaki ilişki, annenin bebeğin tüm ihtiyaçlarına özen ve dikkat göstermesi, bebeğin kimlik duygusunun gelişmesinde temel bir öğe olduğuna inanılmaktadır. Bebek – anne ( ya da ilk bakıcı ) arasındaki ilişkinin kesintiye uğraması ( annenin hastalığı, ilgisizliği v.s. ) bebeğin sağlam bir kimlik, ben duygusu edinmesine zarar verir.

Bebek isteklerinin sadece kendi istekleri olduğunu, annesinin ve çevresinin istekleri olmadığını anladığında, başka ayırımlar da yapar. Oynatmak istediğinde kendi kolu gözünün önünde hareket eder ama yatağı ve tavan hareket etmemektedir. Böylece çocuk kolu ile iradesinin birbiriyle ilişkili olduğunu anlar; yani kolu kendinindir. Kolunu iradesiyle kaldırmak isteyince kaldırabiliyor ama karyolasının kenarını hareket ettiremediğini ya da annenin kolunu oynatamadığını anlar.

Benlik sınırları çocukluk gençlik ve erişkinlik süresince devam eder. Daha sonra ruhsal sınırlar ve güç algılanır. 2 – 3 yaş arasındaki devrede çocuk kendi gücünü ve sınırlarını tanır.

Bazı insanlar dış dünyayı tamamen güvenilmez ve kötü algılayarak, kendi iç dünyalarına çekilirler ve orada güvenlik bulurlar ( şizoid – şizodipal tip ) ve koydukları sınırlar onları korur.

Bazı insanlar yalnızlığı acı verici bulur ve bireysel kimliğinin duvarını aşarak dış dünya ile daha fazla özdeşleşebileceği bir duruma ulaşmak isteyebilir. İşte AŞK, AŞIK OLMA bu geçişi yapmamızı sağlar.

Aşık olmak bir bireyin benlik sınırlarının bir bölümünün aniden çökerek, kişinin kendi kimliğini bir başkasının kimliğiyle kaynaştırabilmesine izin vermesi diye tanımlanabilir. İnsanın kendini kendinden kurtarması, kendi varlığını sevdiğine akıtması ve benlik sınırlarının çöküşüne eşlik eden yalnızlıktan kurtulma duygusu, bireyin yaşamın güçlüklerini daha keyifli taşımasını sağlar. Birey ve partneri birdir ve artık yalnız değillerdir.

Her ilişkide olmasada bazı ilişkilerde aşık olma eylemi çocukluğa geri dönmedir. Partnerle karışıp birleşmek, bireyin bebeklik çağında kendini anneyle bir hissettiği dönemden yansımalar taşır. Büyüme yolunda vazgeçmek zorunda kalınan büyüleyici ” Herşeye gücü yetme “duygusu yeniden taşınır. Sevgiliyle tüm sorunların üstesinden gelinerek, güçlü hissedilir. Duygular gerçeklikten uzak, yoğun, abartılmış ve coşkuludur. 2 yaşındaki çocuğun ailesinin prens veya prensesi olduğu duygusuna benzer.

2 yaşında çocuğun nasıl birgün ” herşeye gücü yetme ” fantezisi gerçeğin darbesine uğruyorsa, AŞIK çiftin bir olma fantezisi de aynı sona uğrar. Günlük yaşanan sorunlar karşısında bireysel irade ve istekler ortaya çıkar. Erkek sevişmek ister, kadın yorgundur. Kadın sinemaya veya gezmeye gitmek ister, erkek yorgundur ya da başka bir etkinlik tercih etmektedir. Erkek parayı biriktirmeyi seçebiliyorken, kadın eve eşya almak isteyebilecektir. Kadın kendi işinden söz etmek isterken, erkek kendi işinden söz etmek isteyebilir ya da müzik dinleyebilir. Bu ve bunun gibi çeşitli farklılıklar ortaya konmaya başlar. Erkek kadının, kadın da erkeğin çevresine ilgi duymuyor olabilir ve çift ortak benliklerinin hiç de sandıkları gibi olmadığı gerçeğini benliklerinin derinliklerinde hissederler. ” Bir ” elmanın iki yarısı değillerdir.

Aşık çift bireysel farklılıklarını, zevklerini, arzularını, isteklerini, önyargılarını, v.s. farkettikçe 2 durum ortaya konulacaktır :

1. durumda benlik sınırları yavaş yavaş eski yerlerine çekilecek, kapanacak, aşk bitecek ve ilişkinin bağları çözülecektir.

2. durumda ise birbirlerinin farklılıklarını kabul etmeyi, saymayı, sevmeyi, öğrenmeyi, birbirlerinin etkinliklerinden zevk almayı öğrenerek, bunu yaşamlarında yeni bir deneyim zenginlik olarak kabul edip, ortak bir zemin aramaya koyulacaklardır.

Gerçek sevgi, aşk olmadan da yaşanan bir sevgiye ve bağlılığa dönüşür. Çiftler sinemaya ya da aile ziyaretine çıkma konusunda, kendi haklılıklarını savunmak yerine, bunun bir farklılık oluduğu ve nasıl uzlaşabileceklerini tartıştıkları bir noktada çözümler üretebilirlerse, ilişki ileriye doğru hareket edebilecektir.

Aşık olmak iradeye bağlı bir eylem olmayabilir ve kişi için uygun olmayan bir partnere de aşık olunabilir. Birey kendisi için her açıdan uygun olan bir partnere ise hiç aşık olmayabilir. Aşık olmak tamamen kontrol dışı bir davranış olmayabilir. Örneğin hastalar bazen terapistlerine aşık olabilirler ve terapist de hastasına aşık olabilir. Bu ilişki bir insan ilişkisidir. Ancak bir terapist hastasına duyduğu sorumluluk, konum ve etikler doğrultusunda, benlik sınırlarının çökmesini önleyebilir. Bu bir disiplindir ve güç ister ve acı olabilir; ama disiplin ve İRADE ancak bu yaşantıyı denetleyebilir. Deneyim yaratamazlar. Aşık olma durumumuza karşı nasıl davranabileceğimizi SEÇEBİLİRİZ; ama birene AŞIK OLMAYI ya da olmamayı seçemediğimizi araştırmalar göstermektedir.

AŞIK OLMAK nedir ? Aşkın cinsellikle olan bağlantısı da önemsenirse, eşleşme davranışının genetik etkenler tarafından saptanan içgüdüsel bir parçası olduğunu da araştırmalar ortaya koymuşlardır.

” Kişinin dıştan gelen cinsel uyarılar ve kendi cinsel dürtülerine karşı gösterdiği kalıplaşmış bir tepkidir “. Bu tepki insanın neslini sürdürebilmesine şans tanıyan, cinsel birleşmeye hizmet eder. Bir başka değişle ” Aşık olmak neslimizi sürdürebilmemiz için genlerimizin aklımızı karıştırarak bizi evlenme tuzağına düşürdükleri bir oyundur ” denmiştir.

Bebeklikteki bir olma haline, gücünün her şeyi yapmaya yetmesi duygusuna geri dönüş olmasaydı, şu anda mutlu ya da mutsuz bir evliliği sürdürmekte olan pek çok insan evlilik bağından daima kaçardı.

Zaman

Bekleyenler için çok yavaş

Korkanlar için çok hızlı

Yas tutanlar için çok uzun

Sevinenler için çok kısadır.

Ama sevenler için sonsuzluktur.

Saatler uçar, Çiçekler solar

Yeni günler,Yeni yollar, Geçer gider

Aşk kalır …

www.beyazdefter.com

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Kategoriler

Arşivler