Kategori | Tatil

Denizçalı’ya Küsen Deniz

Denizçalı’nın karşı tepelerine bakıldığında kayalarda koca iki demir halka görülür. “Bu halkaların bu kayalarda işi ne?” Denize bunca uzaklıkta, kim, ne için bu halkaları bu kayalıklara takmış? Bu halkalar neye işaret? Bu halkalar hangi efsanenin günümüz tamamlayıcısı?

-- Sponsorlu Bağlantılar --


Derler ki; çok eskiden deniz bu kayalıklara kadar vururmuş. Şimdi uzaklarda olan deniz aslında Denizçalı’ya çok yakınmış, hatta içinde. Bu kayalıklarda daha başka halkalarda varmış. Ancak sadece bu iki demir halkaya dokunulmamış.

denizcaliDerler ki; Bir zamanlar Denizçalı’da –denizle iç içeyken– çok güzel bir kız yaşarmış. Öyle güzelmiş ki; bu güzelliği dillere destanmış.

Karadeniz’den, Çanakkale’den, Marmara’dan gelen gemiler bu kayaya yanaşır, köyden sularını, ihtiyaçlarını karşılarlarmış. Su ve ihtiyaçlarını karşılamak dışında, Denizçalı’nın bu en güzel kızını da görmeyi de umut ederlermiş ve kimi zaman kapıda, kimi zaman sahilde, kimi zaman da ağaçların altında bütün güzelliğiyle oturmuş çevreyi seyrediyor halde görürlermiş onu. Çünkü evi hemen deniz boyundaymış.

Gel zaman git zaman, günlerden bir gün, bir genç kaptan Marmara’nın sıcak sularını yara yara gelmiş gemisiyle Denizçalı’ya ve iskeleye demir atmış. Sahile indiğinde karşılaşan iki genç birbirlerini görür görmez aşık olmuşlar. Geçen zamanda kaptan ve kız buluşmaya başlamışlar. Genç kaptan, güzeller güzeli kıza öylesine vurulmuş ki, artık sefere çıkmaz olmuş. Geceleri gemisiyle yanaşıp, genç kızla sabahlara kadar bir araya geliyorlarmış.

Denizçalı’da bu durum ağızdan ağza dolaşmaya başlamış bir zaman sonra. Bu güzel kızı seven köyün delikanlılarından bir genç de; kızın köy dışından, bir yabancıya gemiciyi sevmesine çok bozulmuş. Sevgisi de onu bu genç kaptana kötülük yapmaya yöneltmiş. Her gece gizlice genç kaptanın gelmesini beklemeye koyulmuş.

Bir gece, karanlıkta kıyıyı doğru yanaşan gemiyi görmüş. Gemi yanaşmış, yanaşmış, yanaşmış ve açıklarda demirlemiş. Delikanlı sabırsızca beklemeye koyulmuş. Gemiden bir ışık yanıp sönmeye başlamış. Genç kaptan işaret veriyormuş. Bir de bakmış ki kıyıdan da gemiye doğru bir ışık yanıp sönüyor. Delikanlı, kıyıya iyine saklanmış. İşaretin olduğu yere gemi yanaşmış. Kaptan yalnız başına kıyıya doğru gelmiş. Kıyıya yanaştığında geminin halatlarını aşağıya atmış ve genç kız halatları hemen koca iki demir halkaya bağlamış. Kaptan gemiden inmiş ve kızla sarılmışlar. Daha sonra da kızın evine gitmişler.

Bu olanları izledikten sonra onların gidişleriyle saklandığı yerden çıkan delikanlı, doğruca halatlara koşmuş ve elindeki hançerle halatları keserek geminin kıyıyla ilişkisine son vermiş. Hızla akıntıya doğru sürüklenmeye başlamış gemi ve bir süre sonra gözden kaybolmuş. Delikanlı da saklanmaya gerek görmeyerek aynı yerde genç kaptanın gelmesini beklemeye başlamış. Sabaha doğru evden çıkan kaptan sevgilisini öpmüş ve gemisine doğru yürümeye başlamış. Ancak daha ne olduğunu bile anlayamadan delikanlı karşısına çıkıp genç kaptanı hançerleyerek öldürmüş.

Seslere, bağırmalara koşup gelenler yerde kaptanın cesedini görmüşler. Genç kız da gelmiş, durumu görünce de deliye dönmüş. Kendini akıntının en yoğun olduğu yerde kendisini denize atmış.

Kız boğulmuş…

Köylü kızın cesedini bulup çıkarmış günler sonra. Kaptanla onu yan yana gömmüşler. Bir süre sonra da deniz, Denizçalı Köyü’nden çekilmiş, kilometrelerce aşağıya inmiş. Bunu gören yöre halkı: “Kaptın’ın öldürüldüğünü görünce deniz köye küstü. Çekilip aşağılara gitti.” Demişler.

Deniz, Denizçalı Köyü’nü çalılık haline dönüştürerek cezalandırmış. Köylülerde kayalıklardaki halkaları saygıdan ötürü sökmemiş.

Derler ki; o günden beri Denizçalı Köyü, denizin özlemini çekmektedir. Tıpkı iki sevgilinin özlemi gibi…

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Kategoriler

Arşivler