Kategori | Tatil

Efsaneler Beldesi Marmaris

Doğanın alabildiğine cömert davrandığı Marmaris’in çevresi adeta yeryüzü cenneti

-- Sponsorlu Bağlantılar --


Marmaris, bakirliğini kaybedeli uzun zaman oldu. Ama çevresindeki bakir koylar, yeşil zengini köyler, geçmişi tarih öncesine uzanan irili-ufaklı adalar, meraklı turistleri beklemeyi sürdürüyor. Orhaniye’si, Bördübet’i, Kameriye’siyle Marmaris’in az bilinen yüzünü birlikte keşfe çıkalım.

Marmaris, doğa güzellikleriyle tarihsel değerlerin iç içe yaşandığı eşsiz tatil merkezlerinden biri. Yörenin tarihi, M.Ö. 3400 yılına kadar uzanıyor. O zamanki adıyla Phycus’a ilk yerleşen Karialılar olmuş. İstilacı Karialılar, çevreye düzenledikleri akınlarla Rodos’u ve diğer Ege adalarını almışlar. Sonra sıra Mısırlılar ve Asurlular’a gelmiş. Marmaris, M.Ö. 334’de Büyük İskender’in saldırısına uğramış. İskender, belki de katliam nedeniyle sızlayan vicdanının sesini, şehrin kalesini onarmakla susturmuş. Zaman içinde Karia ve Bergama krallarının yönetimine giren kent, 1284 yılına kadar Bizans egemenliği altında kalmış. Bu tarihten sonra Menteşeoğulları gelmiş yöreye. 1391 yılında da kent, Osmanlı Devleti’ne geçmiş. Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos seferi için Marmaris’e gelmesi 1522 yılına rastlıyor. Rodos’un fethinden sonra “Muhteşem Süleyman” Marmaris Kalesi’nin yeniden onarımı için emir vermiş. İlçe merkezi, Cumhuriyet döneminde Muğla’ya bağlanmış. Konaklama tesisleri, alışveriş merkezleri, restoranları, café-bar ve marinasıyla dev bir şehri anımsatıyor şimdi Marmaris. Bu çok bilinen tatil yöresinden hareket ediyor, ilçeler arasındaki mesafeleri katederek Datça Yarımadası’na uzanıyoruz. Hazırsanız güzergah üzerindeki tatil merkezlerinden birkaçına göz atalım.

Fethiye Marmaris

Kızkumu Efsanesi
Amos (Bahçealtı), Lorime (Bozukkale), Kedreai (Sedir Adası), Phdenix (Taşlıca), Tastabos (Hisarönü) gibi antik kalıntıların bulunduğu bölgedeki ilk durağımız Orhaniye Köyü. Kuş sesleri arasında gönlüne dinlenmek, gündoğumu kadar şarap rengine dönüşen günbatımının da büyülediği Orhaniye… Hisarönü Körfezi’nde yer alan Orhaniye Köyü’nün en belirgin özelliği, denizde dil gibi duran 600 metrelik kum uzantısı. Denizin ortasında yürüyüş yapmaktan büyük haz duyanlar, buraya “Kızkumu” adını takmışlar. Hikayesi var elbette. Efsaneye göre, yöreyi sıkça ziyaret eden korsanlar halka göz açtırmazmış. Köyde yaşayan güzeller güzeli bir kız, bu baskınlardan birinden kaçarken eteğine kum doldurmuş. Kumu denize saçarak hep aynı yöne koşmuş, durmuş. Sonunda eteğindeki kum bitmiş. O noktada güzelliğiyle perileri kıskandıran kız kaybolmuş. Yörenin adı, o günden sonra “Kızkumu” olarak kalmış. Kum set, bugün jeep safariseverler ve turistler tarafından plaj olarak kullanılıyor. Çevresinde café, lokanta, motel ve yatların ihtiyaçlarının karşılandığı marina var. Efsanevi yöreye en yakın konaklama tesisi ise Kızkumu Motel.
Çevre tanıtımı yapılan yemekli geziler arasında Turgut Köyü, Şelale Mevkii, Bayır Köyü’nü saymak mümkün. Günübirlik turun Selimiye bölümünde, tekneyle denize açılan turistler Dişlice ve Kameriye Adaları’na geliyorlar. Arzuya göre rotayı Söğüt Köyü, Bozburun veya Genbekse’ye çevirmek mümkün.

Dişlice ve Kameriye Adaları
Bozburun ve Datça Yarımadası’nın arasında kalan, Hisarönü Körfezi’nin de ortasında yer alan Dişlice’ye ulaşmak için, Orhaniye’ye komşu Selimiye Köyü’nden tekne tutmak gerek. Adanın adı tesadüfen konmamış. Görünüşü protez damağa benzeyen ada diş diş çıkıntılara sahip. Gözlerden uzak olması nedeniyle, buraya “Aşk Adası” diyenler de yok değil. Adanın ortasında bir tünel bulunuyor. Pomzataşı görünümündeki sert kayaların üstü, uzun sürede oluşan sarı, turuncu renkteki ilginç yosun türüyle kaplı. Boncuk renkli deniz, sığ koylar insanı adeta büyülüyor. Kameriye Adası’na gitmek için de yarım saatlik yolculuğu göze almalısınız. Manastırıyla ilgi uyandıran adaya kano ve teknelerle gelen turistler, manastır bahçesindeki siyah-beyaz deniz taşlarından yapılmış dev taban mozaikten gözlerini alamıyorlar. Görkemli kayalar, berrak sulardaki yansımalar ve tarihi kalıntılar, fotoğraf, resim gibi sanatsal faaliyetlere düşkün olanlara ilginç kompozisyonlar sunuyor.

Birdy bed
Şimdiki durağımız “Lorima veya Rodos’un karşı yakası” diye anılan Bördübet Köyü. Yıllar önce bu koyda saklanan İngiliz askerleri, kuşların cenneti olan bu mekana, “kuş yatağı” anlamına gelen “birdy bed” adını takmışlar. Yıllar içinde sözcükler dillerde yuvarlanmış ve Bördübet haline gelmiş. Köy yarımadanın Gökova’ya bakan yüzünde yer alıyor. 200 metre eninde, 600 metre boyunda bir kanalda alabildiğine sık orman içine giren deniz, birçok su sporunu gerçekleştirmenize olanak tanıyor. Gürültü yok, pislik yok. Betonun “b”si yok. Bördübet’te, 1980 yılından beri faaliyet gösteren Amazon Kamp Alanı’nda konaklama imkanı var. Duşlu, WC ilaveli iki kişilik bungalovlarda kalanlar veya karavanla gelenler, havuz, bar, plaj, çardak restoran, mini market, buzdolabı, çamaşır makinesi gibi imkanlardan yararlanabiliyorlar. Sörf, kano, dağ bisikleti kiralayabiliyor, özel balıkçı teknesiyle Gökova koylarına geziler yapabiliyor, kamp servisi ile turistik merkezleri gezebiliyorlar.
Marmaris’e yolunuz düştüğünde mutlaka Longoz, Sedir Adası, İngiliz Limanı, Yediadalar gibi rüya koyları ziyaret etmelisiniz. Muğla’nın tarihsel değerleri açısından sonra Halikarnas’dan sonra en iyi bilinen ikinci Dor şehri Knidos antik kentini de görmeden dönmek olmaz. Marmaris’i terketmeden önce yöresel özellikler taşıyan kekik balı, defne, mersin yaprağı, kekik, adaçayı edinmenizde fayda var. Kekik suyunu, mideye iyi gelen ve balla karıştırılıp yenen günlük ağaçlarından elde edilen sığla yağını orman işletmesi görevlilerinden temin edebilirsiniz.

Nasıl gidilir?
Havayolu, İstanbul’dan çıkacak yolcular için en kısa ulaşım. Dalaman Havaalanı, Marmaris’e 95 kilometre uzaklıkta. Özel araçla Muğla üzerinden Marmaris’e gitmek isteyenler, Marmaris-Orhaniye için 22 kilometrelik asfalt yolu, Hisarönü-Bördübet için de 9 kilometrelik stabilize yolu kullanmalılar.

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Kategoriler

Arşivler