Kategori | Tatil

İçel

1985’ten sonra aldığı yüksek oranlı göç ve Körfez Krizi nedeniyle ekonomisinde ciddi bir daralma yaşayan İçel, içinde bulunduğu krizi özellikle inanç turizmine yatırım yaparak aşmaya çalışıyor. Çünkü Hazreti İsa’nın 12 havarisinden St. Paul, Tarsus doğumlu ve onun bölgede bulunan evi Vatikan tarafından “hac yeri” ilan edilmiş.

-- Sponsorlu Bağlantılar --


Mersin

İçel’den söz edilirken vurgu hep merkez ilçe Mersin’e ve onun stratejik konumuna yapılıyor: Avrupa ile Ortadoğu arasında bir bağlantı noktası, Orta, Güney ve Doğu Anadolu’nun dış ticaret kapısı, tarihsel, kültürel ve iklim yapısı ile gelişmeye çok elverişli bir kent. Ama bu, İçel’i ve onu Orta doğu  Avrupa, hatta dünyaya bağlayan en önemli merkezini, Mersin’i Türkiye’nin en gelişkin kentleri arasına sokmaya yetmiyor. 1970’lerin önemli sanayi ve ticaret merkezi olarak bilinen Mersin, bugün son 20 yılda yaşadığı tahribatın izlerini silmeye, kendine yeni bir gelecek kurmaya çalışıyor.

İçel’de yapılan çeşitli kazılar, bölgede yerleşimin erken Neolitik Çağ’a (MÖ 3500) kadar uzandığını kanıtlıyor. Bölge, Hititler Dönemi’nde Kizuvatna adıyla anılıyordu. Antik çağda Kilikya adını alan bölgeye aşılması güç engebelerle dolu olması nedeniyle Taşlık Kilikya da (Cilicia Tracheia) deniliyordu. Yazılı tarihi Hititlerle başlayan bölge, bu dönemden sonra sırasıyla Pers, Selökid, Roma, Bizans ve İslam uygarlıklarının egemenliğinde kaldı. 1082 yılında başlayan ve yaklaşık 50 yıl süren Selçuklu egemenliğini beylikler dönemi izledi. İçel, adını da bu dönemde aldı: İçel adının “Toroslar ötesindeki iç, ülke, iç diyar” anlamına gelen İç-il, İç-eli sözcüklerinden geldiği düşünülüyor. 1516’da Osmanlı yönetimine girdi.

İçel, özellikle de ticaret ve sanayinin görece gelişkin olduğu Merkez İlçe Mersin, 1960’lı yıllardan başlayarak Türkiye ortalamasının üzerinde göç aldı. İçel kentsel nüfusu 1950-1980 arasında yüzde 395 oranında büyüdü. 1990’da 1 milyon 267 bin 253 olan il nüfusu, 2000’de 1 milyon 668 bine yükseldi. Yüzde 27.47’lik bir nüfus artış oranına tekabül eden bu rakam, yüzde 18.34’lük Türkiye ortalamasının üzerindeydi.

Göç, İçel ekonomisi ve özellikle, limanı, serbest bölgesi ve turizm potansiyeliyle il ekonomisinin motoru durumunda olan Mersin ekonomisinin içine girdiği ve “çöküş” olarak tanımlanacak kadar yakıcı bir sorun oluşturan krizin de başlıca etkenlerinden biri olarak görülüyor. İlin göreceli yoksullaşması, Devlet İstatistik Enstitisü (DİE) (www.die.gov.tr) rakamlarından da izlenebiliyor: İçel, kurumun 2000’de Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasından aldığı paya göre yaptığı iller sıralamasında yüzde 2.7’lik payla yedinci sırada yer alıyor. Ancak gayrisafi milli hasıla kişi başına bölündüğünde, il, sıralamada on basamak birden aşağıya, on yedinciliğe düşüyor.

İçel’in Merkez İlçe Mersin, Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke olmak üzere 10 ilçesi var. 1990 genel nüfus sayımında 14 ve daha yukarı yaşlarda olup da iktisaden faal durumda olan nüfus sayısı 521.868. İl nüfusunun yüzde 53.9’u tarım-ormancılık, balıkçılıkla uğraşırken, yüzde 27.7’si imalat sanayiinde faaliyet gösteriyor. İçel’de 19’u özel 558 ilköğretim okulu ve 12’si özel 123 lisede toplam 12 bin 918 öğretmen, 305 bin 737 öğrenciye eğitim veriyor. İlde biri özel, iki üniversite var. Mersin Devlet Üniversitesi (ww.mersin.edu.tr) bünyesinde 11 fakülte, 11 yüksekokul ve dört enstitü, bir konservatuvar bulunuyor.

İçel, ekonomisini tarım, tarıma dayalı sanayi ve özellikle ticaret üzerine kurmuş bir kent. 1800’lerin ikinci yarısına kadar Tarsus’un bir köyü olan Mersin, Tarsus’ta tarımın gelişiminden ve Adana-Mersin demiryolunun açılmasından sonra bölgenin ticaret limanı haline geldi. Büyük sanayi kuruluşlarına ait üretim tesislerinin özellikle Mersin’deki ve Tarsus’taki varlığına rağmen, il ekonomisinin özellikle tarımsal üretim ve ticaret üzerine yoğunlaştığı söylenebilir. Mersin Limanı, yaş meyve-sebze ve canlı hayvan ihracatında dünyanın en önemli limanlarından biri olarak kabul ediliyor. İçel ekonomisinin ürettiği yıllık gayrisafi hasılanın yaklaşık yüzde 20’sinden fazlası tarımsal üretimden kaynaklanıyor. Tarımsal üretimin, Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasından aldığı ortalama payın yaklaşık yüzde 15 olduğu düşünüldüğünde, tarım sektörünün İçel ekonomisinde oynadığı rol ortaya çıkıyor. Türkiye’nin toplam meyve üretiminin yaklaşık yüzde 10’u İçel kaynaklı. Bu oran narenciye üretiminde yüzde 25’i aşıyor. Türkiye’nin sebze üretiminin ise yaklaşık yüzde 5’ini İçel gerçekleştiriyor.

Mersin Serbest Bölgesi de  il ticaret hayatının en önemli unsurlarından biri. 1987 yılında açılışı yapılan Mersin Serbest Bölgesi, aynı zamanda Türkiye’nin ilk serbest bölgesi sıfatını taşıyor. Son beş yılda yılda yarattığı ortalama 1.5 milyar dolarlık ticaret hacmiyle diğer serbest bölgeler arasında üçüncü sırada yer alan Mersin Serbest Bölgesinde  2001 yılı ticaret hacminin bir önceki yıla göre yüzde –24,3 azalma gösterdiğini eklemek gerek. Bunun nedeni yakın dönemlerde ortaya çıkarılan usulsüzlükler sonrasında hükumetin gıda ithalatına getirdiği sınırlamalar. Hükumetin bu kararı sonrasında, ticaret hacminin yüzde 35’ini tarım ürünlerinin oluşturduğu Mersin Serbest Bölgesinde bir önceki yıl ortalama 150 milyon dolar olan ticaret hacmi 90-100 milyon dolara gerilemiş, 6 bin kişilik istihdam hacmi, firma faaliyetlerindeki son bulma veya azalma sebebiyle 3 bin kişiye inmiş.

İl, turizm bakımından çok önemli bir potansiyele sahip. Şimdiye kadar yeterince işlenmeyen, hatta 108 km’si doğal plajlardan oluşan 320 km’lik sahil şeridi, bir rant aracı olarak, bir anlamda yağmalanan İçel, geleceğini büyük oranda turizmde görüyor. Neolitik dönemden bu yana çeşitli medeniyetlerin yerleşim alanı olan il toprakları, doğal yapısıyla olduğu kadar tarihi zenginlikleriyle de turizm için gelecek vaat ediyor.

Örneğin, İsa Peygamber’in 12 havarisinden biri olan St. Paul, Tarsus ilçesinde doğmuş. St. Paul’un Tarsus’ta bulunan evi ve kuyusu Vatikan tarafından “hac yeri” ilan edilmiş. Bu miras, Silifke’de yer alan ve erken Hristiyan devrinde hac yeri olarak kabul edilen Azize Aya Tekla (Meryemlik) ve Tarsus Eshab-ı Kehf Mağarası gibi zenginliklerle birlikte İçel’in turizme ilişkin beklentilerinin sacayaklarından birini oluşturuyor: Amaç, “inanç turizmini”, İçel’in yeniden kalkınma planına bağlı olarak düşünülen turizmi çeşitlendirme projesinin motoru haline getirmek.

İÇEL’DE YÖRELER VE TURİZM POTANSİYELLERİ

-İnanç turizmi : St.Paul Kilisesi, St.Paul Kuyusu, Eshab-ı Kehf, Ayatekla
-Kış sporları : Karboğazı
-Kongre turizmi : Uluslararası Nuhun Gemisi Kongre Salonu
-Yamaç paraşütçülüğü : Tarsus – Dadalı
-Trekking : Gözne, Ayvagediği, Fındık Pınarı, Çağlarca, Kayacı Vadisi ,Cehennem Deresi, Papazın Bahçesi
-Rafting : Silifke- Göksu Nehri, Cehennem Deresi, Anamur Dragon Çayı
-Yatçılık, sualtı ve suüstü sporları
-Av turizmi : Çamlıyayla
-Mağara turizmi : Silifke, Mut, Aydıncık, Anamur’da bulunan mağaralar
-Yayla turizmi : Gözne, Ayvagediği, Kepirli, Fındıkpınarı, Soğucak, Kızılbağ, Mihrican
-Sağlık Turizmi : Güneysu İçmesi, Sapanca Ilıcası

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Kategoriler

Arşivler