Kategori | Ansiklopedi

Lokman Hekim ve Asklepios

asklepiosAkdeniz kültür ortamında yaşayanlar tarafından anlatılmaya devam eden ve artık sözlü halk edebiyatının bir parçası olan Lokman Hekim kimilerine göre bir peygamber kimilerine göre de ünlü bir hekimdir. Binlerce yıl yaşadığına bütün bitkilerin dilinden anladığına inanılır. MÖ XX. ve X yüzyıllarda yaşadığı düşünülen Lokman Hekim İbrahim Halil Peygamberin neslinden olup Azeri Türklerinden Baur’un oğlu ya da ismi Camesap , Danyal ya da Belkıyadır. Habeş ırkından siyah bir köle ya da yoksul bir ailenin çocuğu, kimilerine göre Kitab’ül Haşayiş’in (Materia Medica) yazarı Anavarza doğumlu Dioscoridestir. Bize göre Arap, Azeri, Tarsus’lu, Misis’li, Anavarza’lı veya bunların hepsi birden olan Lokman Hekim Akdenizin yaşayan sözlü kültür geleneğinin çok güzel bir ürünüdür. Öyküsü Asklepios mitosuyla benzerlik gösterir.

-- Sponsorlu Bağlantılar --


Yunanlıların  dünyasında Asklepios, Romalıların Aesculapius adıyla benimsedikleri hekim tanrı, hekimliği at adam Kheiron’ dan öğrenmiştir. Kheiron doğanın içinde yaşayan, doğanın sırlarına ermiş bir varlıktır. Bu nedenle Asklepios’u usta bir hekim olarak yetiştirir. Asklepios tıbbın bütün bilgilerini edinir.  Ama bununla kalmaz, ölüme de çare bulmak ister. Tanrıça Athena’nın Gorgo canavarlarından Medusa öldüğü zaman bedeninden akan kanı toplamış ve bunu ölümsüzlüğe karşı kullanması için  Asklepios’a vermiştir. Medusa’nın  sağ damarlarından akan kan zehirli, sol damarlarından akan kan faydalı imiş. Efsaneye  göre Asklepios bu kanla ölüleri diriltmeye başlamış. Bunun sonucunda da Zeus’un öfkesine yenilip korkunç yıldırımlarına hedef olmuş. (Erhat,1989: 67-68)

Yine efsaneye göre bütün otların ve çiçeklerin dilinden anlayan Lokman Hekim, Adana ile Ceyhan arasındaki Misis’e (bu günkü adıyla Yakapınar) yerleşerek Çukurovayı karış karış dolaşıp ölümsüzlüğe çare olacak ilacını yapabileceği bitkileri aramış. Bir gece rüyasında bitki dile gelip “ Ben ölümün ilacıyım ” demiş. Lokman bitkiyi kopararak, defterine yazdıklarına göre ilacını yapmaya koyulmuş. İlacı tam bitireceği sırada görünmez bir el,  defteri de otu da Misis köprüsünden Ceyhan Nehrinin azgın sularına düşürmüş. Yani Lokman da Asklepios gibi tanrının gazabına uğramıştır.

Misis’te anlatılan bu efsaneye Lokman’ın eline Cebrail’in vurduğu ve otla defterin Ceyhan Nehrinden selle arpa tarlasına gittiği de eklenmiştir. Bölgede  halk arasında arpa tarlasının çamuru ile yaralar ve çıbanlar sarılır. Anadoluda da  bazı halk hekimleri hastalarına arpa suyu içmelerini, arpa ekmeği yemelerini tavsiye ederler. Anadolunun   Asklepios efsanesine sarımsakla olan  katkısı da bu olaya bir benzerlik gösterir. Asklepios Zeus’un  yıldırımıyla yere serilince, ünlü hekimin son deminde yazdığı bir reçete oradaki bir otun üstüne düşmüş, yağmur yağmış, yazının özü ota karışmış ve her derde deva sarımsak orada meydana gelmiştir.

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Kategoriler

Arşivler