Kategori | Hobi

Oltanın ucundaki heyecan; amatör balıkçılık

Günlük yaşamın stresinden uzaklaşmak; doğayla başbaşa kalmak.. sıcağa yada soğuğa aldırmadan, mavi suların içinde kaybolan misinanın ucundaki iğneye çarpıp duran küçük canlıyı düşünerek heyecanlanmak ve daha da önemlisi bütün bir haftanın yorgunluğunu oltanın ucunda bırakmak…

-- Sponsorlu Bağlantılar --


Denizlerimiz her geçen gün biraz daha karanlığa gebe kalsa da, gelen geçen gemiler atıklarını maviliklerimize boşaltsada, yıllardan beri kıyılarımızda babadan oğula, 7’den 70’e uzanan bir tutku var; Amatör balıkçılık.

balikci

Amatör balıkçılık çok ayrı bir tutku. Önce bir “heves”le başlıyor ve 10-15 iğneli bir çapari olta ediniliyor. Bilgi, beceri ve tecrübe geliştikçe, biraz da çevredeki diğer balık avlayanlara özenilerek sonunda bir kamış olta alınıyor. Sonra gelsin balıklar, kurulsun sofralar…

Ve her geçen gün takım çantasına yeni bir üye katılıyor, renk renk misinalar, tüyler, yemler, iğneler… Çok daha tutkulu meraklılar, kendilerine konuyla ilgili küçük çaplı bir kitaplık bile yapıyorlar. Nerde ne balık var, kaç metrede ne tutulur derken işin profesörü olup çıkıyorlar..

Mutfakta az çok beceri sahibi olanlar ise hanımlarının muhalefetine rağmen aşçılığa soyunup balık yemeklerini kendi elleriyle yapmaya kalkışıyorlar…

Bugün ülkemizde amatör balıkçılık, yalnız denize sahili olan kentlerimizde değil, akarsuyu, gölü bulunan Anadolu’daki kara kentlerinde de yaygın bir halde…

Her alanda yenilik yapılırken pek tabii ki amatör balıkçılıkta da dünyadaki yenilikler başdöndürcü bir şekilde devam ediyor… Sırf balıkları en iyi şekilde nasıl kandırır da oltanın ucuna alırız diye… Oltalarda, zokalarda, suni yemlerdeki gelişmeler, şaşkınlık verici düzeyde.. balıkları kandırmak, çok daha kolay artık… Mr.Twıstı’lar (Suni solucan), sentetik balıklar, sentetik karidesler.. hatta karınlarının içinde kimyasal reaksiyon tüpleri taşıyan suni yemler bile var artık.

Kirlilik balık sayısını azaltıyor…

Gelip geçen gemilerin bıraktığı atıklar, kanalizasyonlar ve derelerden gelen pislikler her ne kadar balıkların soyunu tüketmek için uğraşsa da sanırım biz balıkları çok seviyoruz onlar da bizleri.. Bizi bırakıp gitmiyorlar. Bu işin şaka yönü tabii ki ama yetkililer bir dizi önlem almazlarsa kıyılarımızda ne amatör balıkçılık kalacak, ne de balık… Marmara da balıkların azalmasına neden olan etkenlerin başında ise köpekbalıklarının çoğalması geliyor.Köpekbalıkların çoğalmasının nedeni ise yunusların azalması.bÇünkü yunus, köpekalığını kovan bir balık.

Marmaranın olta balıkları:

İzmarit; Asıl mevsimi ekim-nisan arasıdır. Dip balığıdır, zeminin 40 cm üzerinde dolaşır. Lüfer akını başlayınca kesilir, çünkü lüfer düşmanıdır. İzmarit oltasında 6 veya 7 nolu siyah sinek iğnesi kullanılır.150-200 gramlık kurşunu vardır. İzmarit avında 3 iğne idealdir. Bir de fırdöndü taktınız mı olta hazır demektir.

İstavrit; Amatör balıkçılığın sevdiği bir diğer balık da istavrittir. Hindi veya martı tüylü çapariyle yakalanır. Orta derinliklerde dolaşır, soğuğu sever. Oltaya kamışın büyüklüğüne göre 20’ye kadar iğne takılabilir.
Olta ilk atışta dibe kadar indirilir, sonra yoklayarak yukarı çekilir. Hangi seviyede balığa rastlanırsa olta işaretlenerek o derinlikte avlanılır. İstavrit avında misinayı tutan el devamlı hareket halinde olmalıdır.

Mezgit; Marmaranın en saf balıklarındandır. Bu nedenle çok kolay tutulur. Yem olarak sinek iğnesine genellikle midye takılır. Bazen tüylü iğneye geldiği de olur.

Marmaranın diğer balıklarına gelince…

Çinekop; Kaşık ya da üç çatallı kaşık iğnesiyle tutulur. Hassas balıktır. Canlı ve taze yem ister.

Sarıkanat ve lüfer; Üçlü ya da ikili zoka ile avlanır. Bu balıkların avcılığı biraz zahmetli ama bir o kadar da zevklidir.

Zargana; Fosforca zengin olan bu balık özel olta ister. Tek iğneyle yakalanır. Sürekli hareket halindeki tekneden tutulur.

Kırlangıç; Olta balıkçılığının zevkli avlarındandır ama ne yazık ki artık eskisi gibi çok çıkmamaktadır. Dip balığıdır. Çift büyük iğne ve zoka ile avlanır. Kırlangıç avında istavrit veya izmarit yem olarak kullanılır.

Yeni başlayanlara öğütler;

* Balıkçılık, sevgi, sabır, soğukkanlılık ve refleks ister.

* İnce misina avcı olur, balığı ürkütmez… 0.30 ve 0.40 numaralılar tercih edilmelidir.

* Büyük balıklar yakalandığında misina durdura durdura, balığı ürkütmeden yukarı çekilmelidir.

* Eğer tekneden istavrit tutuyorsanız çapa atmayın. Çapa ipinin hareketi balığı ürkütür ve yarı yarıya balığı keser.

* Tekneyle büyük balık avında mutlaka kepçeye ihtiyaç vardır. Sudan çıkar çıkmaz kepçeyle balık yakalanmalıdır. Yoksa çırpınan balık misinayı koparabilir.

* İskorpit ve Trakonya tehlikeli balıklardır. Etleri yenir ama zehirli balıklardır. Çarptığı yeri şişirirler. Oltaya da sık gelirler. Bu alıkları iyi tanımak gerekir. Ava çıkılırken de zehirli balık vurmalarına karşı küçük bir şişe amonyak çantaya konulmalıdır.

Sularımızdaki başlıca balıklar;

Karagöz, eşkina, gelincik, zargana, pisi, dil, levrek, mercan, ispari, sinarit, kalkan, fenerbalığı, mezgit, istavrit, gümüş, uskumru, sardalya, kolyoz, palamut, çipura, tekir, tirsi, melanirya, lapin, vatoz, kılıç, kefal, hamsi

Tatlısuda yaşayanlar;

Yayın, turna, sazan, aynalı sazan, alabalık, tatlısu kefali, tatlısu levreği

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Kategoriler

Arşivler