Kategori | Sinema, TV

Truva/ Troy Filmi

Yeniden izlemek keyif verici, bu filmi sevdim.

-- Sponsorlu Bağlantılar --


truva

Truva Kralı Piriamos’un iki oğlu Hektor ve Paris uzun bir savaş döneminden sonra barış yapmak için Kral Meneleos’un sarayındadırlar. Ancak genç Paris ve Kral Meneleos’un karısı Helene birbirlerine aşık olmuşlardır. Paris Helene’yi de gizlice gemiye alarak Truva’ya getirir. Bu durumu yolda öğrenen ağabeyi, Truva’nın en büyük savaşçısı Hektor kardeşinin sorumsuzluğuna ne kadar kızsa da onu savunmayı kabul eder. Karısının Paris’le kaçtığını öğrenen Meneleos Yunanlıların en büyük kralı olan ağabeyi Agamemnon’dan yardım ister. Hırslı ve istilacı bir kral olan Agamemnon bütün Yunan krallarını toplayarak Truva’ya doğru elli bin askerle yola çıkar. Bütün Yunan ordularının en çok güvendiği savaşçıysıysa, ünü her yere yayılmış, yarı tanrı olduğu söylenen Akhilleus’tur. Ancak Akhilleus Agamemnon’a saygı duymamakta ve ona bağlı savaşmak istememektedir. Yine de adını ölümsüzleştirmek ve tarihe geçen bir kahraman olmak için savaşa katılmayı kabul eder.

Baş rollerini Brad Pitt, Eric Bana, Orlando Bloom, Peter O’toole, Diane Kruger oynadığı, yönetmenliğini Alman yönetmen Wolfgang Petersen’ın yaptığı, Homeros’un ünlü İlyada’sından esinlenilen “Truva” (Troy) filminçekileli çok oldu. İlk zamanlarda fragmanları yayınlanan, tanıtımları yapılan, gazete ve televizyon haberlerine konu olan bu çok konuşulan film, her gün yeni bir kültürel patlamayı dört gözle bekleyen medyanın da gündemine oturdu. Konuyla ilgili belgesellerin, kamera arkalarının, röportajların ardı arkası kesilmedi. Her dev prodüksiyonda olduğu gibi yapımcılar da filme yatırdıkları iki yüz milyon doları hemen kara çevirmek endişesiyle bu talebe iştahla cevap verdiler.

Medyanın ya da yapımcıların bu yüzeysel yaklaşımları can sıkıcı olmuyor değil. Üstünde yıllarca araştırma yapılan, çeşitli bakış açısı alternatifleri geliştirilen, sanat yönetimi üstüne çalışan filmlerin, bütün bunları bir yana bırakıp sadece kaça mal edildiği, nerelerde çekildiği, hangi ünlülerin rol aldığı gibi daha çok niceliksel detaylarıyla ilgilenilmesi haksızlık değil mi?

“Truva” da, içine ustaca yerleştirilmeye çalışılan bakış açısı ve felsefesiyle daha derin bir analizi hak ediyor gerçekten. Bilindik Hollywood savaş filmlerinin, destanlarının aksine kahramanlık, başarı, cesaret temalarının arkasına saklanmaktansa bu kavramları sorgulayan, kahramanların çoğunlukla anti-kahramanlık sınırlarında dolaştığı, cesareti erdemde arayan bir bakış açısıyla tasarlanmış. “Savaş kötüdür” temasını içerdiğini söyleyen pek çok filmin izleyiciye içten içe savaş çığlıkları attırdığını, bir tarafın diğerinin canına okumasını istettiğini düşünürsek “Truva”yı, bunu sadece söyleyen değil gösteren de bir film olması nedeniyle kutlamak gerek. Hem senaristin hem de yönetmenin bilinçli tercihi görkemli bir savaş destanı çekmek yerine insanı sorgulayan, insana ait bir film çekmek olmuş.

Bu bin yıllardır eskimeyen destan da buna aracı olmuş belki de. Senarist David Benioff, destanın orijinalinde önemli yer tutan tanrıların ve mitolojinin filmde olmamasının sebebinin, zaman kısıtı nedeniyle bir tercih yapmaları gerekliliği ve insana dair bir hikayeyi anlatmayı seçmeleri olduğunu söylüyor. Gerçekten de tanrılar filme isim olarak anılmaktan çok daha fazla bir şekilde, karakter olarak girselerdi filmin gerçeğe çok yakın bir hikaye yaratma başarısından söz etmek zor olacaktı.

Filmin bel kemiğini oluşturan, gelgitler yaşayan, “kahraman” olmaktan zaman zaman çok uzaklaşan karakterleri canlandıran oyuncuların performanslarından da söz etmek gerek. Brad Pitt, Akhilleus’un zaman zaman çok acımasızlaşan, sertleşen karakterinin altından başarıyla kalkmış. Yine de Hektor’u canlandıran Eric Bana kadar inandırıcı, kanlı canlı gelmediğini söylemek gerekir. Hektor belki de uçları olmayan, erdemlerine sadık, şefkatli ,dürüst bir adam olarak gelgiti neredeyse hiç olmayan iki karakterden biri (diğeriyse izleyiciyi biraz bile yumuşatmayan, hırslı Agamemnon’du şüphesiz). Dolayısıyla işinin çok zor olmadığı düşünülebilir. Ama Bana’nın Hektor karakterinde yakaladığı denge, insanı bir an bile şüpheye düşürmüyor. Peter O’toole’unsa çocuklarına ve ülkesine kalpten bağlı ama artık çok yaşlanmış bir kral rolünde inandırıcı olsa da çok da etkili olmadığını söylemek mümkün. Ama Orlando Bloom için söylenebilecek pek çok şey var. Hanım izleyicilerin gözdesi olan ve “en çekici” listelerinin baş sıralarında yer alan Orlando Bloom’un Paris rolü için seçilmesinde şaşırtıcı bir şey yok. Ama ne yazık ki rolünün hakkını hiç veremiyor ve hayal kırıklığı yaratıyor. “Yüzüklerin Efendisi” serisiyle yakaladığı başarı ne yazık ki “Karaip Korsanları”nda düşüşe geçmişti ve bu filmle performansı iyice kötüye gitti. Dev prodüksiyonların aranan ismi haline gelen Bloom’un gerçek yeteneğini bir an önce göstermesi gerekiyordu. Diğer karakterler içinse hem oyuncu seçiminin hem de performansların başarılı olduğu söylenebilir.

Yönetmen Petersen’sa taktiri belki de en hak eden isim. Yaratmak istediği insani dünyayı çok başarılı bir şekilde sunuyor, “bir destan, savaşı kutsamadan olmaz” tuzağına hiç düşmüyor, karakterleri ince ince kurmak için zaman ayırmak konusunda da korkaklığa hiç kapılmıyor.

Hollywood’un eski, görkemli, tarihi filmler dönemini tekrar yakalamayı ne çok arzu ettiğini hepimiz biliyoruz. “Gladyatör” bu beklentideki herkesi umutlandırmıştı. Ama bu konuda “Truva” daha başarılı olmuşa benziyor. Dileyelim açacağı muhtemel olan bu yolda sadece gösterişli savaş sahnelerini değil, insanın merkez olduğu hikayeleri de peşinden getirsin.

Daha uzun yıllar konuşulacağa benzeyen “Truva”yı kaçırmak istemeyen herkese şimdiden iyi seyirler…

Orijinal Adı: Troy
Yönetmen: Wolfgang Petersen
Oyuncular: Brad Pitt, Eric Bana, Orlando Bloom, Peter O’toole, Diane Kruger, Sean Bean…
Senaryo: David Benioff
Görüntü Yönetmeni: Roger Pratt
Yapımcı: Gail Katz, Wolfgang Petersen
Müzik: James Horner

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Kategoriler

Arşivler